Neden Bisiklet

Bisiklet belki de birçoğumuz için yaz tatillerini renklendiren karne hediyesinden öteye geçemeyen bir çocukluk hatırası olarak kalmıştır. Aslında bisiklet bu tanımlamadan çok daha fazlasını hak eden bir tutkudur.

Şehirleşmenin beraberinde getirdiği yaygın motorlu taşıt kullanımının gelişmişlikle eşdeğer kabul gördüğü ölçüde uzaklaştık bisikletten. Hâlbuki bisiklet kullanırken yakıtınız benzin, mazot gibi fosil yakıtlar değil metabolizmanızı hızlandırarak yaktığınız kaloridir. Bisiklet üzerinde iken klakson ya da motorun homurtusuyla gürültü kirliliğine değil tekerleğin dönüş sesine ve/veya sessizliğine neden olursunuz. Bisikletle yol almak karbon monoksit ya da azot dioksit gibi zehirli egzoz gazlarının salınmasına yol açmak demek değil aksine solunum sonucu açığa çıkan ve fotosentezde kullanılan karbon dioksitin oluşması demektir. Otopark sorunu nedeniyle otomobille A noktasından B noktasına gitmek dert halini almışken bisiklet söz konusu olduğunda bu durum aklınıza bile gelmez. Bütün bu unsurlar şehirlerimizi daha yaşanabilir kıldığı gibi ülke ekonomisine de katkı sağlamaktadır. Çünkü bisiklet trafik problemini azaltarak, kendi kas gücümüze dayalı, çevre dostu, ekonomik ve sağlıklı bir ulaşım modeli vaat etmektedir.

Spor yapma alışkanlıklarının kapalı mekânlara hapsedildiği günümüz dünyasında bisiklet, özgürlük hissini daha yoğun hissetmenize fırsat verir. Rüzgârın yüzünüzü okşamasına izin vermek ile metal bir kutunun içinde ve camların ardında izole bir şekilde yol almak birbirinden farklıdır. Açık havada ilerlerken geçtiğiniz yerlerin dokusuna temas edersiniz. Ve bisikletle pedallamak, bisiklet kardeşliğini doğurur. Bu kardeşlik; yolculuk esnasında lastiği patlayan diğer bisikletliye kendi yedek iç lastiğinizi vererek gerçekleştirdiğiniz malzeme paylaşımıyla veya arı kovanını andıran bir uğultuyla hep birlikte sürmenin ortaya çıkardığı beraberlik duygusuyla inşa edilir.

Kendine ve çevrene bir nebze de olsa fayda yaratmak istiyorsan…

Hayata pedalla!